Mesken

mesken

Edebiyat dergileriyle ilgili çok atıp tuttuk fakat asıl fanzinlerin önemini, değerini her fırsatta vurgulamaya çalıştık. Sinema vb. alanlarda da yazılara yer veren fanzinler ilgilendikleri alanların ilerlemesi açısından özgürlükçü alanlardır. Ana akım dışında kaldıklarından tekdüzelik tuzağına düşmezler. Yazıları, öyküleri, şiirleri, makaleleri yayınlananlar kalemlerini dilediği şekilde oynatırlar. Ne bir otosansür uygulamak durumunda kalırlar ne de yayın politikası denilen kısıtlayıcılığa papuç bırakırlar. Büyük ölçekli dergileri hemen her ay takip edenler bilir. Aynı isimler göze çarpar. Okunan öyküler, şiirler vb. yaratımlar arasında bağ kurmak kolaydır. Altı ay geçtikten sonra derginin yayın politikasını bile çıkarabilirsiniz. Hatta benzer şekilde yazmayı öğrenebilir, yaratıcılığınıza prangalar takar, iki sayfalık metninizin, bir köşedeki ufak puntolu isminizin keyfini sürersiniz. İşte tüm bu nedenlerle fanzinler es geçilmemelidir. Her ay bir iki tane hatta fazlası rahatlıkla alınabilir. Zira fanzinlere ödenen katkı payları oldukça semboliktir. Biz de henüz yollarınız kesişmemiş olabilir düşüncesiyle zaman zaman fanzinleri, ismi fanzin olmasa da işleyiş olarak fanzini anımsatan dergilieri bu platformda ağırlamaya karar verdik. İşe ilk olarak da mesken ile başladık.

mesken öncelikle “meskeni kağıt kalem olanlara” sloganıyla ilgimizi çekti. Bir yeri mesken olarak görmek zordur. Bağ kurmanız gerekir. Kolay vazgeçmemiz gerekir. Tıpkı edebiyata bulaşmaya benzer meskene bulaşmak. Bu açıdan, meskeni kağıt kalem olanlara kadar güzel, yazmaya çağıran, her şeyin elinizde olduğu hissiyatı yaratan başka bir slogan olamaz sanırım. mesken’in sol köşesinde de “Aylık Edebiyat ve Hayat Mecmuası” yazar. Mecmua kelimesinin güzel bir nostalji uyandırmasından mıdır yoksa içinden hayat geçen bir edebiyat, edebiyat geçen bir hayatı savunmasından mıdır bilmem bu tanımı da pek bir sevdim.

Bizde şu an mesken’in beşinci sayısı mevcut. Kapağını Masumiyet filminden bir sahne ve “-Ama bu sefer bir başka güzel orospu orhanın şarkıları gibi” süslüyor.

Gelelim içeriğe. Şiirler, öyküler ilgi çekici. Kimi şiirlerde yoğun imge kullanımından yorgun düşsem de, söylem tarzları açısından ve şiire baktıkları perspektiften her şairi ayrı ayrı beğendim. Oğuz Hıracan’ın Dur! Rengin toprağın rengi ile Elifcan Arslan’ın Dolunayı Tutmak’ına ayrı parantez açmalı. Hıracan’ın çalışması ayakları yere basan, ne yapmak istediğini bilen ve iç ritmi okumayı kolaylaştıran ölümü ensede hissettiren ve bir ense tıraşıyla çekip alan bir şiirdi. Elifcan Arslan’ın Dolunayı Tutmak’ı ise uzun dizeleriyle ve yoğunluğuyla yoran, kimi zaman durup aynı dizeyi tekrar okutturan, şiirin finalinde ise tüm o yorgunluğa değdiğini hissettiren bir şiirdi.

Düz yazılarda ise Övgü Kaya’nın geçmişe özlem dolu bir pencere açan, satır satır samimiyet, satır satır doğallığın izini taşıyan Geldiğim, gideceğim’i ile Ozan Sertdemir imzalı, özellikle açılış notuyla okur iştahımı kabartan, postmodern sularda gezinen, yaratıcı kurgusuyla ilgi kaybına uğramayan Ben Ek’i akılda kalıcıydı. Ece Çavuşlu’nun Pişmanlık Manifestosu da ihmal edilmemeli, 23 maddelik manifesto illa ki pişmanlığı sorgulamanızı sağlayacak. Tabii emeği geçen tüm yazarlar işlerinin ehli olmaya doğru ilerleyecekler. mesken sayesinde ilerde pek çok isim edebiyat dünyasının kazancı olabilir. Eğer, kendilerini üstün edebi güçlerin etkisine kaptırmazlarsa, zor da olsa sadece diledikleri gibi yazarak devam ederlerse.

Son söz olarak mesken’in beşinci sayısında Sait Faik’i andığını da, onun hikayelerinden güzel alıntıları sayfa aralarına serptiğinden de bahsedelim. Örneğin Son Kuşlar çok doğru bir seçimdi. Bir ağaç için mücadele mi edilir küçümsemelerini bertaraf edercesine yazılmıştı.

Kuşları boğdular, çimenleri söktüler, yollar çamur içinde kaldı. Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil hatalarını da göremeyeceksiniz.
Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikayesi.

Son Kuşlar

mesken umarız uzun ömürlü olur. Edebiyata pek çok yeni isim kazandırır. Destekleyin.

 

Advertisements

Ne yazsam

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s