34. İstanbul Film Festivali

Far_from_the_Madding_Crowd_posterÇılgın Kalabalıktan Uzak (Far From The Madding Crowd)
Yönetmen: Thomas Vinterberg
Senaryo: David Nicholls
Oyuncular: Jono Temple, Carrey Mulligan, Michael Sheen, Tom Sturridge
“Danimarka sinemasının yıldız yönetmenlerinden Thomas Vinterberg’in kamerasını Victoria İngiltere’sine çevirdiği Çılgın Kalabalıktan Uzak, birbirinden çok farklı üç adamı etkisi altına alan Bathsheba Everdene’in hikâyesini anlatıyor. Bağımsız ve güçlü bir kadın olan Bathsheba’ya, Weatherbury’deki bir çiftlik miras kalır. Çiftliğini ayakta tutmaya çalışırken, Bathsheba kararlılığına vurulan kendi halindeki bir çiftçiyi, pervasız ve yakışıklı bir çavuşu ve zengin, olgun bir bekârı kendine âşık eder.
Tercihler ve tutkular aracılığıyla aşkın doğasını inceleyen bu zamansız öykü, direnç ve kararlılıkla zorlukları aşmanın mümkün olacağını da anlatıyor. The Hunt / Onur Savaşı ile birlikte eleştirmenlerin gözdesi olduğunu bir kez daha ispat eden Dogma 95 kurucularından Thomas Vinterberg’in Thomas Hardy’nin klasik aşk romanından uyarladığı bu son filmi, yıldız oyuncularla dolu iddialı bir dönem incelemesi.”

Thomas Vinterberg’in The Hunt sonrası yapacağı projeyi merakla beklememek olmazdı. Çılgın Kalabalıktan Uzak, hem bir edebiyat uyarlaması olarak hem de Vinterberg’in bir dönem filmi çekme girişimi açısından ne kadar doyurucu olacak göreceğiz. Ne olursa olsun, Batsheba Everdene’in hikâyesi izlenmeye değer.

annemin şarkısıAnnemin Şarkısı (KLAMA DAYÎKA MİN)
Yönetmen: Erol Mintaş
Senaryo: Erol Mintaş
Oyuncular: Feyyaz Duman, Zübeyde Ronahi, Nesrin Cavadzade, Aziz Çapkurt
“Ali, annesi Nigar’la beraber Tarlabaşı’nda yaşamaktadır. Doğu’da köylerinin boşaltılması üzerine göç ettikleri mahallede hayatları tekrar kesintiye uğramıştır. Komşularının köye geri döndüğüne inanan Nigar, sabahları köyüne geri dönmek üzere evdeki eşyaları toparlar. Genç öğretmen Ali, gittikçe hastalanan annesini mutlu etmek için elinden geleni yapar. “

Sinemayı ihmâl etmeden de politik film yapılabileceğinin en güzel örneklerinden birisi olan Annemin Şarkısı aynı zamanda bireysel ve toplumsal hafızayla ilgili öyküsü, kültürel bakışı, alegorik karga hikâyesi ve samimi anlatımıyla kesinlikle izlenmeli. Vizyonda kaçıranlar için büyük şans.

 

 

limonataLimonata (Lemonade)
Yönetmen: Ali Atay
Senaryo: Ali Atay, Ertan Saban
Oyuncular: Serkan Keskin, Ertan Saban, Luran Ahmedi, Funda Eryiğit

“Başka kültürlerden gelen, birbirini tanımayan iki kardeşin benzerliklerini, farklılıklarını ve kavgalarını eğlenceli bir yol hikâyesiyle anlatan bir film Limonata. Suat, Makedonya’da yaşayan eski bir tır şoförüdür, hasta yatağında ölmeyi beklemektedir. Ölmeden önce oğlu Sakip’ten son bir isteği vardır; yıllar önce İstanbul’da imam nikâhıyla evlendiği bir kadından olan oğlunu bulup, yanına getirmesi. Sakip, varlığını yeni öğrendiği kardeşi Selim’i bulmak için Makedonya’dan İstanbul’a doğru babasının emektar arabasıyla yola çıkar. Ne var ki iki kardeş ilk andan itibaren asla tam olarak anlaşamaz. Selim durumu reddeder ve Makedonya’ya gitmeyi düşünmez bile. Sakip ikna edemeyeceğini anladığı kardeşini, bir gece ayakta duramayacak kadar sarhoş olmasından faydalanıp arabaya atarak kaçırır.”

Ali Atay’ın, Ertan Saban ve Serkan Keskin’i yanına alarak çektiği ilk filmi Limonata pek sevdiğimiz oyuncuları bir araya getirmesinin dışında farklı kültürlerden gelen iki kardeş arasındaki çatışmalardan beslenen keyifli bir yol filmi de olacağa benziyor. Sinemamızın pek fazla yol filmi çıkarmadığını ve Limonata’nın gerek kamera arkası ekibini gerekse oyuncu kadrosunu düşünürsek festivalde izlemenin epey cezbedici olduğunu söyleyebiliriz.

yilanların öcüYılanların Öcü (Revenge of the Snakes)
Yönetmen: Metin Erksan
Senaryo: Metin Erksan (Fakir Baykurt’un romanından)
Oyuncular: Fikret Hakan, Nurhan Nur, Aliye Rona, Sadiye Arcıman, Kadir Savun, Erol Taş, Ali Şen

“ “Sosyal konuların filmi olmaz” diye söze başlasa da Metin Erksan sosyal konuları insanı merkeze alarak anlatır. Yılanların Öcü de sinemamızın yükseliş çağındaki sosyal gerçekçi başyapıtlarından biridir. Erksan filmin ana ekseninde toprak mülkiyetini ele alırken, kadın-erkek ve sosyal sınıf çelişkisinin de inceden inceye altını çizer.”

İstanbul Film Festivali’nin en güzel bölümlerinden birisi Türk Klasikleri Yeniden olmalı. Her yıl sevdiğimiz klasiklerin restore edilmiş halleriyle perdeye yansıdığı gizli bir festival hazinesi. Filmleri daha önce evde izleyenler için sinemada izleme fırsatı, filmleri sinemada izleyenler içinse geçmişe bir yolculuk. Bu yıl seçilen Metin Erksan filmi Yılanların Öcü de hem sinemamızdaki yeri hem de perdede izlemenin büyüsü açısından listelere eklenmeli.

Everything_Will_Be_FineHer Şey Güzel Olacak (Every Thing Will Be Fine)
Yönetmen: Wim Wenders
Senaryo:
Bjørn Olaf Johannessen
Oyuncular: James Franco, Charlotte Gainsbourg, Rachel Mcadams, Marie – Josee Croze

“Berlin’de Onursal Altın Ayı ile ödüllendirilen Wim Wenders’in Berlin Film Festivali’nde yarışma dışı gösterilen 3 boyutlu filmi, ölümlü bir trafik kazasına neden olan ve 12 yıl boyunca bu kazanın kendi üzerinde yarattığı travmatik etkileri inceleyen bir yazarın hikâyesini anlatıyor. Filmi hakkında Wenders şöyle diyor: “Tek diyebileceğim, 3 boyutlu dram filmi yapmak çok heyecan verici! Benim için, hepimiz için, yepyeni bir şey ve umarım bu heyecanımızı izleyicilere de aktarabiliriz.” Wenders’in Juliano Ribeiro Salgado ile ortaklaşa yönettiği, Oscar adayı belgeseli Toprağın Tuzu da festivalde gösteriliyor. Yönetmenin 70. yaşını da bu vesileyle kutlayalım.”

Paris Texas, Arzunun Kanatları, Alis Kentlerde, Pina gibi filmlere imza atan Wenders’ın yeni üç boyutlu deneyimini izlemek ilginç olabilir. Hemen her yönetmen eski günlerini aratır ama yine de filmleri heyecan uyandırır. Wenders’ın Arzunun Kanatları ve Paris Texas filmleri hatırına bile Her Şey Çok Güzel Olacak’a şans verilebilir.

taksiTaksi (Taxi)
Yönetmen: Jafar Panahi
Senaryo: Jafar Panahi

“Sarı bir taksi Tahran’ın canlı ve renkli caddelerini dolaşmaktadır. İnip binen farklı yolcular bizzat taksiyi kullanan Jafar Panahi ile söyleşmekte ve hayatın her alanında fikirlerini ifade etmektedir. Panahi bu yeni filminde kendisini de içine katarak İran toplumunun sosyal katmanları arasında geziniyor. “Ben bir sinemacıyım. Sinemadan başka hiçbir şey yapamam” diyen yönetmen bir kez daha sinema yapmasına engel olmaya çabalayan ülkesiyle hesaplaşırken, bir toplumu anlatması için başrolü bir taksiye veriyor.”

Taksi için fazla söze gerek yok aslında. Jafar Panahi’nin son filmi onun sinema yapma tutkusunun karşısında hiç bir gücün duramayacağının kanıtı. Panahi’nin taksi şoförü koltuğuna kurulduğu film oldukça iyi bir sinemasal deneyim olabilir.

 

stille_hjerte_plakatSessiz Kalp (Stille Hjerte)
Yönetmen: Bille August
Senaryo: Christian Torpe
Oyuncular: Ghita Norby, Morten Grunwald, Paprika Steen, Danica Curcic

“Danimarka’dan çıkan en önemli yönetmenlerden Bille August’un prömiyerini yaptığı San Sebastian Film Festivali’nde parlayan bu son filmi, üç kuşak aile bireylerini bir hafta sonu için bir araya getiriyor. Kalabalığın içinde, hastalığı daha da kötüleşmeden ölmeye karar veren Esther ve onun bu kararına saygı duymak zorunda kalan aile üyeleri var. Bille August’un bu çarpıcı aile dramı, yaşam, sevgi ve ölüm üzerine bir kez daha akıl yürüten yönetmenin son dönemindeki en iyi işlerinden biri olarak kabul ediliyor.”

İskandinav sinemasından bir film seçmesek içimiz rahat etmezdi. Billie August hakkında en ufak bir fikrimiz yok şimdilik ama kendisiyle tanışmak için can atıyoruz. Sessiz Kalp ‘in ismi bile izlenmeye değer aslında.

 

the salvationİntikam (The Salvation)
Yönetmen: Kristian Levring
Senaryo: Kristian Levrin, Anders Thomas Jensen
Oyuncular: Mads Mikkelsen, Eva Green, Jeffrey Dean Morgan, Eric Cantona

““Western mitolojisi hakkında bir Western yaptım” diyor Kristian Levring, İntikam için. Yıldız oyuncu Mads Mikkelsen, 1870’lerin Amerika’sında ailesi katledilmiş bir Danimarkalı göçmen olan Jon rolünde. Jon, ailesinin intikamını almaya ve kötü şöhreti almış yürümüş çete reisi Delarue’nün karşısına çıkmaya kararlıdır. Ancak korkak ve çıkarcı cemaatinin ihanetine uğrayınca, bu barışçıl yerleşimci intikamcı bir avcıya dönüşüp suçluları katlederek şehrin kararmış kalbine derman olacaktır. Dogma hareketinden yönetmen Levring’in çocukluk hayali olan İntikam prömiyerini Cannes’da  Geceyarısı Gösterimi’nde yaptı.”

Mads Mikkelsen’li bir western filmi mi, üstelik Eva Green ve hatta Eric Cantona ile birlikte. Westernin klasik intikam formüllerini takip etmişe benzeyen filmin bir diğer önemli ismiyse senarist Anders Thomas Jansen. Kendisini Wilbur Ölmek İstiyor, Adem’in Elmaları, Daha İyi Bir Dünyada filmlerinden anımsamak mümkün.

Workingmans_deathİşçinin Ölümü (Workingman’s Death)
Yönetmen: Michael Glawogger
Senaryo: Michael Glawogger

“Geçtiğimiz yıl henüz 54 yaşındayken aramızdan ayrılan Avusturyalı belgeselci Michael Glawogger, geride birbirinden ilginç filmler bıraktı. Bunlardan özellikle İşçinin Ölümü, Glawogger’ın uluslararası arenada geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayan yapıtı olarak hafızalara kazındı. Beş farklı ülkeden işçi manzaraları sunan bu sert film, günümüz dünyasında, gelişen teknolojilere rağmen işçilerin zorlu çalışma koşullarında pek bir şeyin değişmediğini belgeliyor. Yönetmen, seyircinin korkunç anlara tanıklık etmesini sağlarken, inanılmaz güçlü bir sinema duygusunu korumayı da başarıyor.”

Michael Glawogger ile tanışmak için onun ölümünden haberdar olmak bizim açımızdan oldukça hayıflanılacak bir durum. Yönetmenin en titiz işlerinden birisi olan İşçinin Ölümü festivalin kaçırılmaması gereken filmlerinden.

 

71’71
Yönetmen: Yann Demange
Senaryo: Gregory Burke
Oyuncular: Jack O’Connell, Paul Anderson, Richard Dormer

“Geçtiğimiz yılın en çok ses getiren ilk filmlerinden ‘71 nefes nefese izlenen bir aksiyon… Yönetmen Yann Demange, seyirciyi 1971 yılına, Belfast sokaklarına götürüyor. Bir ayaklanmayı durdurmak için yapılan harekâtta birliği erkenden geri çekilmek zorunda kalınca, deneyimsiz İngiliz askeri Gary yanlışlıkla tek başına geride kalır. Genç adamın Belfast sokaklarından canlı kurtulma çabasını anlatan filmin başrolünde, son yılların yükselişteki İngiliz yıldızı Jack O’Connell var. Demange ustalıkla çekilmiş takip sahneleriyle gerilimi en üst seviyede tutarken, olayların politik arka planını da es geçmiyor.”

Yann Demange filmi ’71 festival tercihlerinde aksiyona yönelecek izleyiciler için cezbedici olabilir. ’71 bir tek başına hayatta kalma mücadelesinden de fazlasını vaad ediyor.

 

 

Advertisements

Ne yazsam

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s