Tarık Yöndaş: Ejder Şehri

tüm sularım çekildi senden geriye sessizliği bölüştürmekten yorgun düşen gece surların sırlarının ardında tek kişilik cinnetler ve gayriihtiyari cinayetler şehir şer dolu korumak uğruna yoksunluğu tekinsizliği kimsesizliği kim varsa bilip de söylemez kuyruğunu yuttukça devleşen yedi başlı ejderi tüm sularım çekildi senden geriye haritalara, atlaslara imandan yitip gitmişiz günden güne ejderin kül kokan nefesi ensemizde Advertisements

Cemal Erdem: Unutulan

gerçek: bir ağrı şeklidir rüyalara sızan kim varsa atlasları aklında tutup da köprüaltlarını mesken edinen is kuşlarını ağzında yağmur biriktiren çatı oluklarını karanlık sinemalarda vurulanları o sinemalarla silinen öpüşme sahneleri kayıp filmleri kim varsa unutan sarılmanın zaman değil de bir mesafe problemi olduğunu ve insanın gökyüzü cambazlarından köpük köpük sulardan od ağaçlarından uzaklaştıkça ruhlarının avize…

Cemal Erdem: Kolonya Sokak

ah! karanfilli evleri yanık çingene şehir bayılmak üzeresin yüreğindeki ağaçlar tek tek sökülürken dinle! kuş dili tutulmuş yeşili kan toplamış şiir şer dolu özgürlüğe kök salan istem dışı intiharlardan ah! usulsüz sevişmelerle caddelerine yağmur inen şehir düşmek üzeresin düşmek kurtulmak imkansız kağıt yangınlarından dinle! ilk kolonya sokak alev alacak ben, içi titreyen bir yosun gibi…

Cemal Erdem: Mürekkep Çocuk

-dokunsam lekesi kalır- bir büyük, yataklı tren hızında; ayrılık ben hece hece anneme ağrıdım suya yazılıp, şiire karışarak defalarca tuttum eğri büğrü harflerden çatısız eylemler kurdum illegal öznesizdim tuttum nerede, ne zaman suallerine cevap veremeyen cümleler büyüttüm devrik giden anları paylaştım düzeltmeye yeltenmeden ve evet ünlemi cümle ortasına virgülü ise hep cümle başına yerleştirdim “yıkılan kent…

Cemal Erdem: Yeryüzü Rüyası

bütün aynaları söndürün yeryüzü diye bir şey yok çekin ortalıktan çekin ve kurtarın suya suskun geyikleri usul usul çözün ağaçları birbirinden karıncaları ve rüyaları ayırmak gerekse ayırın bütün nehirleri söndürün yeryüzü diye bir şey yok ismi dökülmüş kağıttan gemileri saklayın ceplerinizde sökün toprağın ağzından yirmilik renkleri ve tüm üstün çabalarla beslenen basit sıkıntıları çıkarın ahşap…

Cemal Erdem: Puslu Manzaralar

acı: istasyonlarda yitirilen gölge (kent sözlüğü) köşe bucak renk değiştiren şiir -sus payı- feryat grisi kıyamet mavisi ama dokunmasın yıldızlar ellerine tutuşur parmak uçların -pus payı- ah kızılı şubat beyazı çözümsüz cinayet fısıldadığında işitilir cinnet unutulur yağmur sonrası akar kendine zehrin suçu yok bel kemiğinde boşalan zembereğin iki şehrin hikâyesindesin zor; kestirip atman bilirim yalnızdaşım yaban…

Cemal Erdem: Göğüncü Yıl

yine eksik göğün rakı sofrası hani bulut bulut, kareli masa örtüsü nerede dolup dolup boşalan yağmur yüklü kadehler nerede hüzzam makamı rüzgarla savrulan kağıt kuşları şarkısı ilk şiir dişim düştü bugün on beş dakika sonra harf harf seviştim ilk defa telaşsız rüya tamircisi yalın ayak bir kadınla yarım saate kalmadan çoğalan ağrılar saklandı bakış boşluğuma…

Cemal Erdem: Eski Kentte Gezinir Bir Kör Cambaz

aram yok bu saydam şehrin hayâlleriyle güneş ağrısındaki şehirlerin geçmiş zamana çekimli hayaletleri nasıl sevilebilir emin değilim bir düş hangi ân kurulduğunda özgürleşir bilmem boyası dökülen panayırlar kapandığından ateş çemberlerinden geçen kağıt kuşları yandığından beri dengesizim dünle yarın arasına gerilmiş zamanın ince ipi üzerinde yürümeye çalışıyorum körlemesine ve rutubetli yalnızlıklardan ağrıyor eklemlerim

İbrahim Adem Ababey: Yaşamak Bir Harp

bardak Othello’nun üzerinde durur ağzım şiirler okur kafamı aydınlığa gömdüm baba kalem yazmıyor ya ondan ağlıyorum yoksa kendimi kaybettiğimden değil. insan için yaratılan bunca şeyi insan yok etti kadınlar haykırmış arkamdan ‘gülüşünü sevdim adam’ ben duymadım ki duysam; bardak Othello’nun üzerinde durmazdı yaşamak ışık saçardı ama ben duymadım. çatık kaşlarımdan öp Gaffur! yaşamak bir harp…

Erdinç Top: Geceyle

geceydi ayın soluğu yitik bir kalp doruğunda az. yay bu yitimde hiçsiz bu ezgide üvez bu hüzünde öte. geceydi ayın soluğu sıvayan ağu kalbimi. gece, ayın soluğu ayın soğuğu, gece. saçsız ve sakalsız ve gençsiz ve geç bir bitimdir gece ulur. şavk bu dilde yetim şark bu yitimde piç geceydi ayın soluğu kara, sonra. aşk…