Metin Çalışkan: Suni Gündemler ve Görünenle Yetinmek


Bir köpek kuyruğunu neden sallar?
Çünkü köpek daha akıllıdır.
Eğer kuyruk daha akıllı olsaydı,
Kuyruk köpeği sallardı.
Başkanın Adamları filminden

   Barry Levinson’ın 1997 yılında çektiği filmi Başkanın Adamları (Wag The Dog) başrolleri paylaşan iki usta ismin, Robert De Niro’nun ve Dustin Hoffman’ın kayda değer performanslarından çok daha fazlasını vadediyor. Senaryosunda yoğun bir medya eleştirisi barındıran Başkanın Adamları kitle iletişim kuramlarından gündem belirleme yaklaşımı ile de doğrudan ilintili.

Seçimlere kısa bir süre kala ABD başkanının karıştığı cinsel taciz skandalı patlak vermek üzeredir. Bu skandal başkanın yeniden seçilebilmesinin önündeki en büyük engeldir. Durumu kurtarmak, halkı idare etmek ve kamuoyunu oyalamak için bu tip durumlarda uzmanlaşmış olan Conrad Brean (Robert De Niro) Beyaz Saray’a çağırılır.

Peki Conrad Brean kimdir? Durumu nasıl kurtaracaktır? Conrad Brean daha önce de bu tarz olaylarla başa çıkmış kağıt üzerinde iş tanımı yazmayan acil durumlarda ilk akla gelen isimdir. Pek çok niteliği vardır fakat onu bulunduğu noktaya getiren en önemli niteliği, medya çarklarının nasıl işlediğinin, toplumsal belleğin ne kadar çabuk silinebildiğinin, halkın manipüle edilebilme potansiyelinin farkında olmasıdır. Conrad, gündem belirleme yaklaşımında da yer alan “İnsanlar dünyada neler olup bittiğini anlamak için medyaya bağlıdır.”(1) prensibinden hareket eder ve bir plan yapar. Büyük bir kriz yaratarak başkanın cinsel taciz skandalının medyanın gözünden düşmesini amaçlar.

Conrad’ın bu planı bizi gündem belirleme yaklaşımının bir diğer prensibine götürecektir. “Toplumda kitle iletişim araçlarının daha çok önem verdiği konular, daha çok gündemde olacak, medyanın görmez-den geldiği olaylar ise önemini kaybedecektir (Severin ve Tankard, 1992:208). Bu kuramın temeli, medyanın haberleri sunuş biçimiyle vatandaşın üzerine kafa yorduğu ve konuştuğu  konuları belirlediği düşüncesine dayanır.”2

Bu noktada aklımıza şu soru gelebilir; bizim için, dünyayla bağlantı kurduğumuz her şey adına, neyin daha önemli, neyin daha az önemli veya neyin önemsiz olduğuna kim karar veriyor? Ne konuşacağımıza kim karar veriyor? Tabii ki yoğun bir biçimde maruz kaldığımız reklamlar, haber bültenleri, gazeteler yani medyaya dair ne varsa. En çok da içlerinde öne çıkanlar, geniş kitlelere ulaşabilenler, paralı medya patronlarının sahip olduğu medya organları.

Gündem belirleyen, yanlış yönlendiren karar mekanizmaları olmasına rağmen umutsuzluğa kapılmamak gerek. Hâlâ nesnel haberciliğin yanında duran, haberciliği etik bir biçimde yürüten haberciler, medya organları ve yeni medya oluşumu; sosyal medya mevcut. Özellikle sosyal medyanın özgür alanı, denetim güçlüğü önemli yardımcılar. Bilgi kirliliği sorununa rağmen gelişen teknolojilerle, bilgi paylaşım hızının artışıyla, kişisel yayıncılığa olanak sağlamasıyla sosyal medya diğer medya araçlarına göre iyi bir çıkış yolu olabilir.

Başkanın Adamları, Conrad’ın gündem belirleme yaklaşımının iki prensibini destekler nitelikteki planı için harekete geçmesiyle devam eder. Ne var ki Conrad bu işi tek başına yürütemeyecektir. Yardım almak için önemli bir Hollywood yapımcısı olan Stanley Motss’a (Dustin Hoffman) gider. Yapımcı Motss, Conrad’ın neden gösteri dünyasından birine ihtiyaç duyduğunu sorar. Conrad: “Savaş gösteri dünyasıdır.” diye yanıtlar ve Motss’u ikna etmek için savaşları kimsenin hatırlamadığını, sadece sloganların, kimi görüntülerin hatırlandığını anlatır. “Körfez Savaşı hakkında halk ne biliyor?” diye sorar. “Çatıya düşen bir bombanın videosu binayı havaya uçurdu.” Ayrıca Conrad, belki de filmin medya eleştiri açısından birkaç önemli bilgisinden birini izleyiciye sunar. “O video çekilirken oradaydım.” İşte size şekillendirilen gerçek.

Conrad Brean, Stanley Motss ve şu ana dek değinmediğim fakat filmin diğer önemli figürü konumundaki başkanlık danışmanı Winifred Ames (Anne Heche) bir savaş yaratmak için çalışmaya başlarlar.

Bu bölümden sonrası ise pek çoğumuza tanıdık gelebilecek bir olay örgüsüyle devam eder. Önce potansiyel bir düşman seçilir. Arnavutluk düşman olarak belirlenir. Conrad seçimini; “Neden olmasın? Onlar hakkında ne biliyorsun? Hiç… Güvenilmezler, Arnavutluk’u kim tanır?” sözleriyle savunur. Bilinmeyen, yabancı bir toprakla, kültürle, insanla korku kültürünü beslemek, onlardan düşman yaratmak kolaydır. Stanley de “Onlar Amerika’daki dinsiz iblisi yok etmek istiyorlar, yaşam tarzımızı…” şeklinde fikrini beyan eder. Manipüle servisi şeklinde çalışan üçlümüzün ilk önemli hamlesiyse, Kanada sınırında bombalı çantalarını Amerika’ya sokmaya çalışırken yakalanan Arnavut teröristlerle ilgili tamamen yalan olan bir haber basına sızdırılır.

Gündem belirleme yaklaşımına uygun olarak dikkati yavaş yavaş başka bir tarafa çekilir. Başkanın cinsel taciz suçu, ahlaksızlığı bir tarafa bırakılır. Çünkü Amerika halkının özgürlüğü, Amerikan demokrasisi tehdit altındadır.

Tabii sadece bir yalan haber kamuoyunu oyalamaya ve halkı idare etmeye yetmeyecektir. Daha fazla bilgi, görsel, video, kampanya vb. yardımcı araçlar gereklidir. Bunun üzerine Motss stüdyoda bir haber filmi çeker. Motss yönettiği filmde, Amerikalı bir oyuncuyu, yanan köyünde, Arnavut teröristlerden kaçan, ailesi öldürülmüş, topraklarını terk etmek zorunda kalan bir Arnavut gibi gösterir. Bu videonun haber bültenlerine servis edilmesinden sonra Amerika’nın, adaletin kılıcıyla topraklarına demokrasi götürmesi gereken yeni bir düşmanı ortaya çıkar: Arnavutluk…

Başkanın cinsel taciz skandalı birkaç kısık sesin hatırlatması dışında artık gündemden düşmüştür. Ortada bir savaş vardır, bu savaşı çözebilecek en güvenilir kişi de başkandır. Conrad, Motts ve Winifred için işler yolundadır. O esnada Conrad ve Winifred CIA tarafından alıkonulur. CIA ortada bir savaşın olmadığının farkındadır. Asıl önemlisi, medya gücüne dair yapılan vurgu, halkın nereden edindiği bilgilerle neye inandığına dair altı çizilenler Conrad’ın cevabında gizlidir.

“- Savaş yok

– Hayır savaş var, televizyondan izliyorum.”

Başkanın Adamları’nın geri kalan bölümündeyse var olmayan savaş kendi barış sürecini yaratır, Amerikan askerleri hiç girmediği Arnavutluk topraklarından çekilir, olmayan bir birlikten geride tek bir asker rehin kalır, o asker için barış şarkıları söylenir, simgesel halk hareketleri gerçekleştirilir ve var olmayan bir savaş sahte bir şehit ama gerçek bir ölü verir. Tüm bunlar Conrad, Motts ve Winifred’ın tasarılarıyla gerçekleşirken, Amerikan başkanı da, medyanın gündem belirleyiciliğiyle, inandırıcılığıyla barış getiren bir isme dönüşür ve seçimi kazanır.

Değişen bilgi aktarım hızına, yeni medya olanaklarına rağmen Barry Levinson filmi Başkanın Adamları şunu gösterir. Daima görünenin ardına, bize dayatılan gündemin ötesine bakmak için mücadele etmeliyiz çünkü belki de gerçek üç cümlelik bir gazete haberinde, on beş saniyelik bir haber görüntüsünde gizlidir. Ne olursa olsun sorgulamak gerekir, sorgulamak ve kesinliğinden şüphe etmediğimiz bir gerçek varsa onu anlatmak. Yoksa biz bize yaratılan gündemin peşine düşmüşken, arka planda yapılanlar hayatımızı doğrudan etkilemeye, bizi olumsuzluğa sürüklemeye, can yakmaya devam edecek.

Başkanın Adamları medya eleştirisini odağa alan senaryosu, başarılı oyunculukları, iyi yönetimiyle kesinlikle izlenmeli.

[1] Levent YAYLAGÜL, Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, 3.Baskı, Ankara, 2010, s: 77

2 Levent YAYLAGÜL, Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar, 3.Baskı, Ankara, 2010, s: 77

 

Advertisements

Ne yazsam

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s