Pek Yakında

“Eski bir figüran olan korsan dvdci Zafer karısının boşanmak istemesi üzerine kanunsuz işlere tövbe eder. Ailesini geri kazanmak için eski sinemacı tanıdıklarından oluşan bir ekiple 1970’lerden beri çekilememiş fantastik bir proje olan “ŞAHİKALAR-KÖTÜLÜĞÜN SONU” isimli filmi çekmeye soyunurlar. Kabiliyeti sınırlı bir ekiple yola çıkan Zafer’i komik, eğlenceli ve duygusal bir macera beklemektedir…”

Pek-Yakında-1 (1)

 

Pek Yakında, keyifle izlediğim, hikâyesiyle derli toplu, karakterleriyle, oyunculuklarıyla öne çıkan iyi bir filmdi. Ne tam manasıyla Hokkabaz’ın duygusunu bırakıyor, ne de G.O.R.A veya A.R.O.G misali sırtını salt mizaha yaslayıp, tek kişilik bir gösteriye dönüşüyor. Her Şey Çok Güzel Olacak gibi mi, öyle de değil. Hepsinden ayrı tutmak gerek. Filmde dikkat çekici en önemli şey, senaryonun özünü de oluşturan, hemen her sahnede hissedilebilen sinema sevgisi. Birbirinden güzel göndermeler de cabası. Bu filmi Cem Yılmaz sinemasının iyiden iyiye şekillendiği film olarak görmek de mümkün. Sinema salt söylem anlamında değil tümüyle değer kazanmış. Yıl boyunca pek çok komedi filmimiz vizyona giriyor. Kaçı eli yüzü düzgün bir hikâye anlatma çabasında, kaçı saçma sapan manevralara başvurmadan, samimiyetiyle izleyiciye geçiyor? Bu yüzden, komediyi taşıyan pek çok iyi ismin sinemasal anlamda da gelişim göstermesi değerli. Oyunculuk adına da ilk defa Cem Yılmaz’ın kendi filmlerinde, ondan daha fazla hatırda kalabilecek isimler izledim. Zafer Algöz, Çağlar Çorumlu, Zerrin Tekindor, sırf onlar için bile birkaç defa izlenilebilir film. Konuk oyuncuları da gördükçe sevindim. Tabii filmin eksik tarafları da yok değil. Yan hikâye ana hikâyenin yanında sönük kalıp, ona katkı sağlayamıyor gibi, neyse ki iyi bir finalle bu sorun da çözülmüş. Filmdeki reklam meselesi ise kimi zaman rahatsız edici oluyordu, kimi zamansa zekice kurtarılmıştı. Bir uzun metrajın maliyetini düşündüğümde, reklamlar keşke daha az kullanılsaydı fikrinde olsam da fazla garipsemiyorum artık. Pek Yakında tüm eksileriyle, artılarıyla eli yüzü düzgün bir komedi, sinemadayken ihmal etmemeli. Son bir not olarak; böyle sinema sevgisiyle süslenmiş bir filmin sonunda keşke salondaki seyircilerin tümü jeneriği izleme sabrını gösterseydi. Olsun, altı kişiydik, bu da yeter.

Advertisements

Ne yazsam

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s