Festival Günlükleri: Sıfır Teorisi

TheZeroTheorem1

 

“1984 yılında çektiğim Brazil’de, o tarihte dünyadan ne anlıyorsam onun resmini çizmeye çalışmıştım. Sıfır Teorisi’nde de,şuanda dünyadan ne anlıyorsamonu resmetmeye çalıştım.” Gelecekte dünyanın nasıl çarpık bir hale bürüneceğini hakkıyla filme çekecek bir yönetmen varsa, olsa olsa Terry Gilliam’dır. Ünlü yönetmen bu filmde, gelecekte Londra’da geçen bir öyküyü anlatıyor: Varoluşsal acılarla kıvranan, sıra dışı bilgisayar dahisi Qohen Leth’in öyküsünü. Elinde “Ben neden varım?” sorusuna yanıt olabilecek gizemli bir proje var. Fakat, cilveli Bainsley ve patronun oğlu Bob’un ziyaretleri Qohen’in yalnızlığını sık sık bozuyor.”

Nihayet bir Terry Gilliam filmini sinemada izleyebildim. Üstelik filme gitmeden önce gezdiğim Orhan Veli sergisi de pek güzeldi. Yine de o başka bir yazının konusu.

ZeroTheorem2

 

Terry Gilliam’ın fantastik türünün ön plana çıktığı filmografisindeki filmlerin bazılarını; Brazil, Balıkçı Kral, 12 Maymun, Vegas’ta Korku ve Nefret, Gelgit Ülkesi çalışmaları oluşturur. Bu filmler arasında hemen hepsini sevmeme rağmen, his olarak Balıkçı Kral’ı, görsel tasarım açısından Brazil’i, sürükleyicilik, yönetim ve senaryoyu düşündüğümde ise 12 Maymun’u ayrı tutarım. Sıfır Teorisi ise hem bilimkurgu türüne girdiği için hem de kötümser bir gelecek tablosu çizdiğinden 12 Maymun’a yakın duruyor. Yani Gilliam’ın yıllar sonra bilimkurgu sularına tekrardan döndüğünü söyleyebiliriz.

sıfır sıfır

Yönetmenin gelecekçi tasarımlarıyla giderek çarpıklaşan neredeyse çöplüğe dönen, reklam bantlarının sizi sokaklarda takip ettiği, teknolojinin üst düzeyde olduğu dünyamızın ana karakteri Qohen Leth. Kendisi bir matematik dahisi fakat gelin görün ki asırlar boyunca bireylere acı çektirmiş bir soruyla karşı karşıya: “Ben neden buradayım” veya “Hangi amaçla buradayım”. Sorunun cevabını verebileceğine inandığı bir telefon bekleyen Leth bu sırada “Sıfır Teorisi” üzerine çalışmak için görevlendirilir. Sıfır teorisinin temelini “her şeyin sıfıra eşit yani her şeyin tamamen boşuna olduğu” varsayımı oluşturur. Leth adına çıkmazlar yetmezken yalnızlığına ilkin zorla dahil olan karakterler de durumu zorlaştırır.

Yönetmen yanılmıyorsam Radikal’deki söyleşisinde Sıfır Teorisi’nden bahsederken iki önemli noktaya dikkat çekmişti. İlki ara sıra disconnect yaşamak. Yani özellikle sosyal medya bağlantılarımızı, interneti unutup nefes almak. (ki bu noktada Gilliam herkesin kendisiyle ilgili yığınla bilgiyi paylaşma merakına ve hızına şaşırmış sanırım). İkincisi ise yalnızlık. Yalnız kalabilmek, yalnızlıktan çekinmemek hatta keyif almak. Yönetmenin bu fikirleri doğrultusunda filmin anlamları da genişliyor. Sıfır Teorisi’nin asıl meselesinin dört yandan dünyayı genişletiyor gibi görüp daraltan sanal yaşamlarla o sanallıkta yalnızlığımıza getirdiğimiz çözümlerle ilgisi olduğu ortaya çıkıyor.

Son olarak Sıfır Teorisi Başka Sinema kapsamında da izleyiciyle buluşacak, kaçırmayın derim.

 

 

Advertisements

Ne yazsam

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s